Baş ağrıları ve fizyoterapi ile tedavi

baş ağrısıBaş ağrısı tarihin en eski hastalıklarından birisidir. Babil yazıtlarında, Mısır papirüslerinde baş ağrısı ve migren tedavisi ile ilgili bilgiler yer almakta, bunların neredeyse günümüzden 5.000 yıl öncesine dayandığı bilinmektedir. Baş ağrısını primer ve sekonder olarak ikiye ayırmak mümkündür. Primer başağrılarında gerilim tipi baş ağrısı, migren, küme baş ağrısı gibi ağrı tipleri yer alırken; sekonder tip baş ağrılarında kafa travmaları, vasküler hastalıklar, ilaç kullanımı gibi bazı sebeplere dayanan baş ağrıları yer alır.
Vücutta trigeminal, facial, glossofaringeal, vagal, 1,2,3 servikal spinal sinirler, kranil sinüsler ve büyük venler, dural arterler, scalp, baş ve boyunun çizgili kasları, dişler, orbita ve gözler ağrıya duyarlı yapılardır. Beyin parankimi ve kafatası ise ağrıya duyarsız yapılardır. Baş ağrıları 5,9,10 kranial ve 1,2,3 servikal sinirler tarafından taşınır.
Baş ağrıları intrakranial kafa içi basınçta oluşan değişimler nedeni ile açığa çıkar. Ayrıca intrakranial büyük venlerin gerilmesi, duyusal kranial ve spinal sinirlerin çekilme veya inflmasyonu gibi nedenlerde ağrı oluşturur.
Tüm baş ağrıları içinde en çok görülen tip Gerilim Tipi Baş Ağrılarıdır(GTB) ve görülme oranı %45’tir. GTB en sık ve tipik psikosomatik rahatsızlıklardandır. Klasik olarak baş ve boyun kaslarında ki istemsiz aşırı kontraksiyonlar sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir. Kas spazmı, ağrının algılanması, gama efferent ve kas iğciği kontraksiyonunda artma, efferent periferik sinir yanıtında artma olmak üzere 4 aşamada gelişir.  Temporal, oksiputal, parietal veya frontal bölgeler yada bunların kombinasyonları şeklinde ağrı yayılabilir. Sıklıkla bilateral yani başın her iki yanında görülür. Sabit ve sıkıştırma tarzında olan ağrı, rutin fiziksel aktiviteler ile artış göstermez. Çeşitli şiddetlerde günler haftalar hatta yıllar boyu devam edebilir. Boyun ve üst sırt palpasyonunda ağrı, gergin bölge ve nodüller bulunur.
Migren, paroksistik olarak gelen sıklıkla tek taraflı zonklayıcı özellikte, nörojenik ve otonomik bozuklukların eşlik ettiği iş gücü kaybı ve özre sebep olan baş ağrısı tipidir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünyada özür yaratan hastalıklar arasında 19.sırada yer almaktadır. Genel olarak dünya nüfusunun %10’unda migren yakınması olduğu tahmin edilmektedir. En yoğun olarak 22-55 yaşları arasında görülür ve sosyoekonomik durumu, eğitim düzeyi yüksek kişilerde daha az görüldüğü bilir. Şiddetli bir ağrı krizidir ve auralı, aurasız olmak üzere 2 gruba ayrılır. Aurasız migren 4-72 saat sürer, bulantı kusma görülebilir, tek taraflıdır ve yürümek gibi sıradan aktivitelerde bile şiddetlenir. Auralı migrende ise bunlara ek olarak 60 dakika kadar süren ve aura ismini verdiğimiz bir dönem vardır. Migren diğer bir yazıda daha detaylı olarak incelenmiştir, ulaşmak için linke tıklayınız: http://www.fztozdemir.com/migren-ve-fizik-tedavisi/
Baş ağrısı çeken hastaların fizik tedavi programına alınmasında postür değerlendirmesi, kas testleri, kas spazm değerlendirmeleri, konnektif doku muayeneleri mutlaka yapılması gereken testlerdir.  Yapılan testlerin ardından ilaç tedavisine ek olarak fizik tedavi programı çizilir. Baş ağrılı hastaların fizik tedavisinde amaç baş ağrısının şiddetini, atak sıklığını azaltıp yaşam kalitesini artırmak ve hastayı eğiterek hastalıkla nasıl daha iyi başa çıkabileceğini öğretmektir. Manuel tedavi yöntemlerinden klasik masaj; ağrı,spazm,ağrı döngüsünü kırdığı için hastalarda gevşemeye yardımcı olur. Konnektif doku masajı, mast hücrelerinden histamin serbestleştirme etkisi, aynı segmentteki damar ve yapıları etkilemesi gibi özellikleri sayesinde baş ağrılı hastalarda sıklıkla kullanılan ve güzel sonuçlar veren tedavi yöntemlerindendir. Manuplasyon ve mobilizasyon teknikleri ise intervertebral aralıkta açılma sağlayarak kas spazmlarını çözer. Ağrıya duyarlı yapılar üzerinde basıncı azaltır ve endorfin salınımına katkı sağlayarak ağrı eşiğinin yükseltilmesini sağlar. Bu etkileri ile bu teknikler baş ağrılarının tedavisinde kullanılabilir. Elektrofiziksel ajanlardan TENS, azalmış olan seratonin ve endorfin gibi endojen maddelerin salınımını artırarak ağrıyı azaltıcı etki sağlarlar.

1.427 kere okundu

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*