Gövde Kontrolü

Gövde Kontrolü

Gövde kontrolü sadece oturma dengesinden daha fazlasını ifade etmektedir. Postüral ve düzeltme reaksiyonlarının organizasyonu, ekstremite hareketlerinin oluşturulması için gerekli stabilite, dönme, uygun yürüme paterni, distal harekete katkı sağlamak için proksimal stabilizasyon, omuz ve pelvis arasındaki bağlantının kurulması iyi bir gövde kontrolü ile sağlanmaktadır. Fizyoterapistlerin gövdeyi ayrıntılı değerlendirmeleri oturma dengesi dışında gövde kontrolü, gövde yetersizliği ve gövde performansı gibi terimlerini ortaya çıkarmıştır.
Vücut kütlemizin % 60‘ını oluşturan gövde, vücudumuzda oluşturulan kuvveti kontrol etmek ve ekstremitelerde optimum hareketin açığa çıkması için gereklidir. Alt eksremiteler, pelvis, gövde ve üst ekstremiteleri içeren bütüncül sisteme kinetik zincir denmektedir. Ekstremite hareketleri için gerekli olan kuvvetin oluşturulması, toplanması ve alt ekstremiteden üst ekstremiteye doğru transferi bu sistem sayesinde olmaktadır. Böylece proksimalden distale doğru birbirinden bağımsız olan bu segmentler fonksiyonel aktiviteler sırasında belirli bir etkileşim ve uyum içinde çalışır.
Kinetik zincir sisteminin anatomisi, biyomekaniği, nörofizyolojisi, motor kontrolü, patolojisi, ağrı mekanizmaları ve davranışsal–emosyonel durum, fonksiyonu etkileyen faktörler arasında yer almaktadır. Eklem limitasyonları, kas zayıflığı, proprioception kaybı, nöromusküler kontrol kaybı, kas imbalansları ve anormal hareket paternleri gibi hareket sisteminde meydana gelen bozukluklar segmental veya genel olarak karşımıza çıkar.
Hareketin niceliğini lokal etkiler değiştirirken, niteliğini ise daha çok global etkiler değiştirmektedir. Hareketin nitelikli bir şekilde yapılabilmesi için aktivitenin hedefe yönelik, istenilen yön, hız ve beceride yapılması gerekir. Hareketin kalitesi alt ekstremitelerden başlayarak tüm kinetik zincir segmentlerinin düzgün bir şekilde çalışması ile mümkündür. Özellikle ince beceri gerektiren aktivitelerde her bir segmentin birbiriyle uyum içinde çalışması için nöromusküler kontrol ve doğru hareket dinamiklerine ihtiyaç duyulmaktadır.
Hareket paternlerinde bozukluğa neden olan lokal veya genel etkilerden herhangi birinin tek başına tedavisi normal hareketi ve fonksiyonu sağlamada yetersiz kalmaktadır. Nöromusküler kontrol kaybı ve bunun sonucu olarak proprioception kaybı tüm kinetik zinciri etkiler ve meydana gelen anormal hareket paternlerinin devam etmesine neden olur. Anormal hareket paternleri veya kompansatuvar hareket paternleri kişilerin aktiviteleri başarabilmek amacıyla kullandığı stratejilerdendir. Rehabilitasyonda normal hareket paternlerinin fasilite edilmesi, motor öğrenme evresinde vücut dinamikleri ile ilgili doğru afferent girdi sağlaması bakımından çok önemlidir. Kinetik zincir sisteminin tüm segmentlerinde nöromusküler kontrolün sağlanması hareketin kalitesini etkilemektedir. Ekstremite yaralanmalarının gövde segmentinin motor kontrolünü değiştirmesi bunun tersi olarak da gövde kontrolünün ekstremitelerdeki motor stratejileri değiştirebileceği görüşünü ortaya çıkarmaktadır. Gravite merkezinin gövde segmentinde yer alması gövde segmentinin alt ve üst ekstremiteler arasında bir geçiş bölgesi olması ve diğer segmentlere göre kitlesinin daha fazla olması bu teoriyi desteklemektedir .
Kinetik zincir fonksiyonel kuvvetin ve etkin nöromusküler cevabın meydana gelmesi için fonksiyonel birim gibi hareket eder büyük segmentler tüm vücut sistemine ivme kazandırarak bir sonraki küçük segmente kuvvetin, hızın ve momentin daha etkili bir şekilde transferini sağlamaktadır. Biyomekaniksel düzgünlük ve gövdenin koordineli nöromusküler kontrolüne dikkat çekerek pelvisten omuz kuşağına kadar olan gövdeyi alt, orta ve üst olmak üzere 3 grupta incelersek;  bu sınıflamaya kalça ve pelvis 1/3 lük alt kısmı, abdomen orta kısmı ve gögüs kafesi ve omuz kuşağı 1/3’ lük üst kısmı oluşturmaktadır. Orta kısmı oluşturan 1/ 3 lük kısım yumuşak dokuların ve nöromusküler sistemin merkezi olup, üst ve alt kısımlarını pozisyonlanmasına rehberlik etmektedir.
Spinal Stabilizasyon
Spinal stabilitenin, pasif spinal kolon, aktif spinal kaslar ve nöral kontrol ünitesiden meydana geldiğini araştırmacılar belirtmektedir. Bu üç sistemin entegrasyonu intervertebral eklem hareketlerini güvenli limitler içinde koruyarak, günlük yaşantıda aktivitelerin yapılabilmesini sağlar.
Spinal stabilitenin korunması osteoligamentöz yapıların pasif desteği, kas sisteminin desteği ve santral sinir sisiteminin kontrolü ile sağlanmaktadır. Spinal bölgenin multisegmental yapısına uygun olarak kompresif yüklenmelere ve uygulanan güçlere karşı iki ana parametreye ihtiyacı vardır. Birincisi omurganın spinal oryantasyonun kontrolü ile tüm postürünün korunması, ikincisi ise omurganın tüm oryantasyonundaki değişime bakmaksızın tek bir seviyede segmentler arası ilişkinin (segmental spinal kontrolün ) sağlanmasıdır.
Ekstremite hareketleri sırasında ilk olarak gövde kaslarının kasılmasıyla meydana gelen stabilizasyon, enerjinin omuz dirsek ve el bileğine veya kalça, diz ve ayak  bileğine transferini sağlar. Gövdede üretilen enerjinin ekstremiteye transfer edilememesi, hareketlerin etkinliğini azaltır.      1990’lı yılların sonunda rehabilitasyon alanında, lumbar bölge kaslarındaki stabilizasyon yetersizliği ve gövde kaslarının ateşleme zamanındaki değişimi konu alan çalışmalar çekirdek stabilizasyonu tanımını gündeme sokmuştur .
spinal stabilizasyonÇekirdek stabilizasyonu, omurga, kalça, pelvis, abdominal yapılar, alt ve üst ekstremitelerin proksimalinden meydana gelir . Çekirdek satbilizasyon genel olarak bir kutu veya iki duvarlı bir silindire benzetilmektedir .  Bu silindirin iç yüzeyini diyafragma, m. tranversus abdominis, segmental multifidus kasları, ve pelvik taban kasları oluşturmaktadır. Dış yüzeyini ise m. rectus abdominus, m. obliquus externus abdominis, m.obliquus internus abdominis, m. quadratus lumborum, m. psoas majör ve erectör spinae oluşturmaktadır. Bu kaslara ek olarak proksimal ile distali birbirine bağlayan pelvik ve omuz kuşağı kasları kuvvet ve hareket oluşumunda destek olmaktadırlar.

3.939 kere okundu

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*